Ev sahibi, Uzay sahibi, Hani Robotların Sahibi?

“Mal sahibi, mülk sahibi hani bunun ilk sahibi,” derdi eniştem. Yaşım henüz altı bile değildi bu sözleri duyduğumda….

Fazla anlayamazdım. “Adın Uzay ama anlayışın henüz dünyalı bile değil, “diye çok sık dalga geçirdi eniştem benimle.

Adımı babam koymuş. Sanırım uzaya gitmeyi çok isteyip de dünyada kalmaya, kıt kanaat geçinmeye mahkûm olunca gerçekleştiremediği her arzusunu benim adımda yaşamak istemiş.

Ben de her babalar gününde, ona içinden uzayın mavisi geçen, çeşitli hediyeler alırım. Mesela param az ise işportadan gök mavi bir kravat, mavi bir küre, param varsa mavi yolculuklar, kıtalar arası seyahatler. Henüz uzay seyahati satın alamadım pedere.

Uzaya ancak rüyalarında gidebilmiş babamın mutluluğu için onun sevdiği bir semtten yeşillikler içinde bir daire kiraladım iki yıl önce. Sosyal tesisinin, bahçıvanın, güvenliğinin de dairenin kirası kadar olduğu, şu meşhur sitelerden birinden.

Geçen gün kızım “ev sahibi arıyor, “deyince kafamda şimşek gibi “Mal sahibi mülk sahibi hani bunun ilk sahibi,” sözü hınzırca geçti. Eniştem hakkın rahmetine kavuşmuştu. Ama sözleri canlı uzayın, beynimin kıvrımlarında seyahat ediyordu işte.

Şimdiye kadar hiç bir aile ferdimiz kirada oturmamıştı. Ev dediysem ufak tefek sefer tası gibi sosyal kutularda barınmıştık. Ev sahibi kavramı ile sarsılmam bu yüzdendi. Ben kirada değildim ama birden hatırladım babam kiradaydı.

Kirayı ödemiştik,

Aidatı da,

Acaba ev sahibinin bir isteği mi vardı?

Belki de düzenli borcunu ödeyen kiracısını ödüllendirmek istiyordu?

Yıllarca kitaplardan, filmlerden, ev sahipleri hakkında iyi şeyler işitmemiş biri olarak telefonu çevirdim. Ev sahibi Covid 19 günlerinde kira artışının tatminkâr olması konusunda güvence istiyordu.

İş yerinden işçilerimin yarısını kısmi çalışma ödeneği ile çıkarmış, küçülmüş, ellerimle kurduğum şirketlerimi geçici olarak durdurmuştum. Eşimin mart ayından bu yana ameliyatları, hasta kabulleri kapalıydı.

Çocuklar evde. Okulları, oyunları hep sanal. Bu sene yeni projeler belirsizliğini koruyordu. Derken telefonum çaldı. “Kiramı ödeyemiyorum, “diyordu telefonda işten çıkardığım yirmi yıllık müdürüm. Zaten kira konusunda mahkemelerde dava açmak da şimdilik mümkün değil.

Salgın dünyanın üzerinde turlarken, soğuk nefesini ensesinde hissetmeyenler kalmış mıydı da acaba kiranın artışına güvence isteyenler, maskesiz rahat rahat gezmeye çıkıyorlardı sokaklara? Oysa hastalık artıyor! İnsanlık azalıyor!

Mal sahibi de mülk sahibi de, işlerin ilk sahibi de telaş içinde yuvarlanırken, insanlar Covid 19’un fiziksel mesafesine neden aldırmıyorlar?

Acaba ne düşünüyorduk da bu kadar kaotik bir hastalıktan hep beraber korunmuyorduk?

Hatta silinmeden izleyin videoları ile sosyal medyadan “rahat rahat gezin tozun, hastalık hikâyelerine aldırmadan işinize gücünüze bakın, “diyenleri dinliyorduk? İşimize geliyordu sanırım.

Bazı filmlerde insanlara virüs bulaşınca sağlık otoritelerini dinlemiyorlardı hepsi insan dışı yaratıklara dönüşüyorlardı. Acaba bu dinlemeyenlerin çoğu da virüs bulaşınca uzaylı mı oldu?

Yoksa uzaylılar maskesiz, önlemsiz gezen bu yarı canlılardan daha mı zeki?

Covid 19 bir zoonotik bir hastalıkmış. “Zoonozlar hayvanlardan insanlara geçiyor,“ diyor dünya sağlık örgütü yetkileri televizyonlardan.

“Et yemeyin hastalık olmasın,” şeklinde kısa beyanatlar veriyorlar. Ev kiralamayın, ev sahibi kalmasın, iş kurmayın, işyeri kalmasın demek kadar gerçek dışı bir yaklaşım bu.

“Ekonomileri, barınma gelirlerinin rantından, bakteri, virüs mücadelesi gelirlerinin rantına çevirmek döne döne dibe giden Covid19 girdabından yukarı doğru çekecektir, düzeltecektir,” diyor televizyona çıkma imkânı bulmuş ekran sever birisi.

Geliri kalmayanların barınma ücretleriyle değil, robota dönüşmeksizin üretebilenlerin, nefes alabilecekleri uzayda hepimize yaşayacak yer var aslında.

Bir cevap yazın