MUTLU YILLAR PERTEV METE

 

Elimdeki fenerin cılız ışığı ile aydınlanan daracık sokaklardan, köpeklerinin korumasında yürürken, homurtuları uzaktan duyulan “81” nolu otobüsün durağa doğru göz kırptığını sevinçle gördüm. Ön kapıdan gövdemi içeri sürükledim. Şoför cep telefonu ile fiyakalı bir selfi çekmeye çalıştığı için, ilerleyelim lütfen sözlerini haykırmak bana kaldı.

Akıllı telefonumdaki elektronik bilet kartımı otomata doğru uzattığımda  “Mutlu Yıllar Pertev Mete” sesi ile irkildim. Kendi doğum günümü ben de ailem de arkadaşlarım da sık sık unuturduk. Acaba “çok şükür sabahın köründe sağ salim asgari ücretli işime gidebiliyorum” diye Polyanna’cılık mı oynasam; yoksa “Abi doğsam kaç yazar, para yok, şu sefil işi bile yeni bulduk” diye kendimi dolduruşa getirip,  çirkin bir cümle ile fiyakalı aura’mı bozsam mı?

Hayret çelişik duygular içinde değilim! Arkamdan iten iri yarı bir adam anlamadığım dilde bir şeyler söylüyor. Kendimi ön sırada oturan kadının kucağında buluyorum. Genç kadın parmağından ayırmadığı zikirmatiğe basarak sinirle başını iki yana sallıyor.  Hızla özür dileyerek, orta kapıya doğru ilerliyorum. Kapıya yakın annesinin kucağında oturmuş küçük bir kız çocuğu, midesi bulunmasın diye eline tutuşturulmuş tuzlu krakeri bana uzatıyor. Bu kadar küçükken, bu kadar çok tuz yutturulan zavallı ilerde hasta olmasın da ne yapsın?

Arka cama doğru karlar uçuşarak, yetişmeye çalışıyor. Pencerede kim bilir ne zaman, hangi sevgili tarafından çizilmiş belli olmayan kalp silueti içinde “Z ve P” harfleri tarihe tanıklık ediyorlar.

“Acaba bu otobüsleri ne kadar sıklıkla dip köşe paklıyorlar !” diye düşünmeden edemiyorum. Şoförün “Eminönü son durak sesi “ ile hepimiz çil yavrusu gibi dağılıyoruz. Artık anlıyorum ki ihtiyacı olan insanlara yetişmek için, her gün İstanbul’u bir uçtan diğerine geçme cezası verilmiş çağdaş Prometheus’um ben, görevim acil tıp teknikerliği, işim fakir, zengin gözetmeden hastaları ambulans ile taşımak. Cezam insanlara dinlemeseler bile sağlıklı davranış konusunda öğüt vermek, yardım etmek. Her seferinde yeniden benzer hastaları, benzer hastanelere yetiştirmek de yazgım olmalı.

Bir cevap yazın