Sevgisizlikti onu aramızdan çekip çıkaran

Sabah uyandığında evde akşam yemeğe kalmış Can amcayı, Turgut abinin omuzunda uyurken buldu. Parmaklarının ucunda hazırlandı. Tomris ablanın yanından geçerek, kardeşine kapıyı sessizce kapatmasını işaret etti, dış kapının eşiğinden atlayarak bir mektepten diğerine doğru kardeşi ile süzüldü.

Kardeşinin okul şapkasını, ceketini, kravatını düzeltti. Lacivert formasının ile aynı renkte paltosunun önünü çevik hareketlerle ilikledi. Saçlarına annesinin ördüğü kırmızı beyaz şalı sıkıca sardı.

Hızlı adımlarla, şehrin kırık dökük surlarının yanından geçerek, kırmızı beyaz troleybüs geçtiği ana caddelere aktılar. Yol boyunca abla kardeş çevik adımlarla yürüdüler, kendilerini sarıp sarmalayan kalabalıklardan kurtulmaya çalışarak, çabaları yarı yolda kalmış Avrupa özentisi binaların arasından sıyrılarak, mektebin dar kapısından içeri koşarak girdiler.

Babasının not yazdığı peçetelerinden birini, kardeşinin beslenme çantasında gören abla hızlıca göz attığı satırları, akşama babasına vermek için önlüğünün cebine sokuşturdu Süreyya amcaya yazıldığı anlaşılan bir nottu bu……

Üzerinde babasının inci gibi el yazısı ile:

 

“Tanrıya inanır mı ya da isyana, /

Kimseye vermiyor ki acılardan

Artarsa;

Kim ne derse desin ben bu geceyi

yakıyorum /

Yeniden doğmak için çıkardığı yangından.”

 

yazıyordu.

Tesadüf, okula girerken üst baş araması yapan çatık kaşlı müdür muavini peçeteyi cebinden aldı. Akşamüstü çıkışta vermek için çekmecesine kilitleyerek aslında farkına varmadan bu kâğıt parçasını korudu.

Akşam eve dönünce, İlhan amca ile babasını çilingir sofrasında buldu. Üstünde anneciğin emeği çeşit çeşit mezenin yer aldığı masa, Sultanahmet’ten Yenikapı’ya kadar bütün manzarayı kucaklayan balkonda son derece davetkâr duruyordu.

Balkonun kış bahçesine açılan camlarının önünde, sigarasını yakmış oturan babasına müdür muavininden zorlukla aldığı peçeteyi zaferle uzattı. “Neyi var bunun” diye kardeşine işaret etti babası.

“Teneffüslerde şiir yazıyor diye rahat vermiyor bir takım lanet tipler. Yazdıklarını elinden alıp yırtıp atıp, itip kakıyorlar ablamı. “ dedi kardeşi yere bakarak. Birer damla yaş geldi gözünden iki kardeşin. Sarıldılar birbirlerine.

“Anlatıp da canını sıkmasaydın babamın “ dedi ablası. Tam o esnada evin karşısındaki minicik ecdat yadigârı mavi çinili camiden ezan sesi duyuldu. Ezan bitince babaları oturduğu yerden kalktı yüzü asılmıştı. Elleri titriyordu. Boğazını temizledi. Derin bir nefes aldı.

Onun yerine İlhan amca “sakin olup Edip” dedi ötelere bakarak, “Bir başkalığı olmayan, başkalarından nefret eder bilirsin. Aferin kızım öncelikle birbirinize bağlı oluşunuzu çok beğendim, bana da oku bakalım yazdığın şiirlerini” dedi yumuşak sesi ile.

Kardeşi “ancak ezberden okuyabilir İlhan amca, genelde yazdıklarını hiç beğenmiyor yırtıp atıyor anında. Onun için ancak benim saklayabildiklerim var, hemen gidip getireyim” diye odasına koştu.

Buluttan nem kapan ürkek bir ses az sonra, yarı kurtarılmış yaralı şiiri koyuldu.

“En büyük faydam, zarar vermemektir sana,

Alışkanlık yapmadan kendime bağlarım seni.

Sabahlar gibidir seni sevmek, ebemkuşağının renkleri gibidir.

Seni sevdim bir kere?

Yazar durur atık artık parmaklarım hiç uyumaz.”

İlhan amcanın şefkatli bakışları şiiri okuyanın üzerinden, bir zamanların ulema konaklarının bulunduğu eski mahallenin kırık dökük evlerinin üzerinde kısa bir tur attı.

Nihayetinde “Öyle zor bir yola çıkmışsın ki evlat, ancak karşına çıkanlara sevgi çiçekleri atarsan yaraların hafifler, Tanrıya âşık olan kişi, insanın kötülüğüne de, iyiliğine de de âşıktır. Şairler fark etmeseler de tanrıya hayrandırlar” diye gülerek sırtını sıvazladı.

Sabah uyanınca, İlhan amcayı bu sefer de Atilla amcanın omuzunda sabahlamış buldu, gene bir şiir akşamından çıkmışlardı…………..Mısralar gene peçetelerde derin uykudaydılar. Göz atarak topladı. Babasının masasına koydu özenle mısra dolu peçeteleri….

Üstüme pek uymayan bu yalnızlığı ben,

Taşımışım bir yolcu gibi çocukluğumdan bu yana,

Önce gözleri boğulmuştu, elleri

Kupkuru dudakları en sonra

Dediler ki, içkiden öldü, yalan!

Sevgisizlikti onu aramızdan çekip çıkaran.”

Büyüklerinin önlerinden geri geri çekilerek, gürültüsüzce kapıyı kapattılar, kardeşi ile birlikte iyi ve kötüyü aynı anda içinde barındıran gerçekliğe doğru yola çıktılar.

Bir cevap yazın