Önünde duran tahta oyuncak gemiye bakarken Gemi Kafe’de oturuyordu. O tahta gemi ile anıları canlandı gözünde. Aşık olduğu kişi vermişti bir zamanlar ona. Ah, o güzel kumral saçları, yeşil gözleri ve sevimli bakışı. Onun da yakışıklı halleri. El ele tutuştukları zaman… Tam bunları düşünürken masaya kahvesi geldi. Kahvesinden bir yudum alıp daldı tekrar düşüncelerine… Bir filme gitmişlerdi. Ah, tabii o zaman sadece aşıktıona. Daha da önceydi bu olay. Filme ara verildiğinde ekranda sayaç belirdi. Aslı, ‘’Aaa! Bomba patlayacak!’’ diye bağırınca gülmemek için kendini zor tutuyordu. Üç, iki, bir! Sonra ekranda Aslı ve kendisinin fotoğrafı belirmişti. Altında ise ‘’Benimle evlenir misin?’’ yazıyordu. Aslı ‘’Evet!’’ diye bağırmıştı şaşkınlıkla. Meğer Aslı da onu seviyordu! Aslı bir fedakarlık yaptığını söylerken içinden, ‘’Bu fedakarlık sayılır mı acaba?’’ diye düşünüyordu. O arada telefonu çaldı. Aslı’yı az önce götürdüğü hastane onu arıyordu. Acaba Aslı’nın durumu ağırlaşmış mıydı? Telefonu açtığında hemen hastaneye gelmesini söylüyordu ses ona. Hesabı ödediği gibi fırladı. Hastaneye geldiğinde Aslı’nın iyileştiğini öğrendi. Sarıldılar ve sonra eve doğru yürümeye başladılar. O sırada tahta gemiye ne mi oldu? Masada unuttuğunu fark etmemişti…

Bir cevap yazın