El bombasının pimini kontrol ettikten sonra kemerine takmak için avucunun içine aldı. Ne olurdu bu bomba üzerindeki kıyafetler renginde olgun bir avokado olsaydı. Meksikalı babası ne güzel ezerdi özenle onun içini. Rambo cüssesinden beklenmeyen sakinlikle kocaman bıçağını bilerdi önce sabırla babası kendi ezikliğine inat.

Evini geçindirmek için bahisten, piyangodan, kumardan medet umardı yöredeki erkekler gibi. Beyzbol bahislerinde tüm parasını, tüm inançlarda uğurlu kabul edilen meşhur yediye koymuş, gariban yemeği ‘guacamole’ya katmak için soğan alacak son yedi lirayı da barbut atarak bitirmişti çocukları onu evde aç beklerken.

Kumarhaneler açıldığından beri, aşağı mahallenin ünlü kırmızı domatesleri ile birlikte tarım da, hayvancılık da bitmişti. Kırmızı kumar zarları yüzünden ocaklar sönmüş, tarlalar kurumuş, ama şans kuşları gelmemiş, felaket çekirgeleri etrafı talan etmişti. Boş bahçelere, tarlara balkonlu betonlar dikildi. Bol oksijen, bol yeşillik reklamı yapıldı. Erkekler gündüz inşatlarda gece kumarda bombasız öldürüldü. Babası inşaatın tuvaletine girdiğinde üzerine kazaen yarım tonluk bloklar düşmese idi o akşam da gazinoya gidecekti.

Yukarı mahalledeki golf kulübüne top toplayıcı olarak girmeyi başaramasa idi, yetim ailesi yitip gidecekti o kış. Çok çetin bir işti. Limon gibi suyunu sıktılar misket limona benzer golf topları yitip gitmesin diye.

Parası olanla çalışmak savaştı. Parasız ile çalışmanın ise ölüm olduğunu anlamıştı genç yaşında. Işıklar içindeki hayatın acı değil yakıcı olduğunu öğrendi çocuk yaşta. İnşaat alanında avokado gibi ezilen babasının taze ‘guacamole’ya koyduğu Şili biberleri bile meğer daha tatlıymış, işte o yıllarda öğrendi. Balkondaki saksıda kalan son toprakta yetişen Şili biberleri için, kutu kutu evler yapıp, servetler kazananlar meğer son kalan yeşilde golf oynarmış aynı babasının taze ‘guacamole’ ile, kendisinin de yeşil el bombası ile buluşması gibi.

Yukarı mahalledekiler, aşağıdakiler gibi bu evlerin kendisini değil satışını kapmak için monopole mi, yoksa hırslarına mı, tam olarak anlayamadığı şekilde yeşil çuha örtüler üstünde bahse girerdi.

Onların asıl oyunu tavla pulu gibi çil çil altınla oynanan pokerdi, gariban barbuttu değil. Yükseklerde basınçta, oksijen de, insan da azdı. Hırslarına kurban ettikleri servetleri için el bombasını da, şahı da, veziri de taze ‘guacamole’ sosuna katmakta sakınca görmezlerdi. Oyun bittiğinde her zaman masa kazanırmış bunu da el bombası tuvalette kemerinden kopup kazaen infilak edince öğrendi.  

Bir cevap yazın