Bugün yine aynı şekilde kalkmıştım aslında. Yine babam ile kahvaltı ettim. O sırada teyzem içeri daldı. Nefes nefeseydi. Şey… diye başladı cümlesine. ‘’Haydi çıkar ağzından şu baklayı Hande!’’ dedi babam. Teyzem;

-Handan kansermiş! Dedi. Babam ‘’Ne dedin?’’ derken ağlamaya başlamıştı. Babamın ağladığını hiç görmemiştim. Sanki o değil başkası ağlıyordu. Babama sarıldım. ‘’Merak etme, hepsi geçecek.’’ dedim. Ama bundan pek emin değildim. Annemle yaşadığımız bir anı geldi aklıma. Bacağım kırıldığında nasıl bir paniklemişti. Beni öpücüklere boğmuştu. Bunun şaka olduğunu öğrenince de sadece gülüp sahte bir kızma taklidi yapmıştı. Bunu düşününce gülümsedim. Ben onsuz nasıl yaşardım? Birkaç saat sonra hastanedeydik.

Doktor;

-Anneniz Sıla Hanım için çok özür dilerim, dedi. Acaba başkası ile mi konuşuyor diye etrafıma bakındım. Ama doktor gözümün içine bakarak söylemişti bunu. ‘’Ama benim annemin ade Handan?’’ dedim. ‘’Handan Yıldız.’’ ‘’Ne?’’ dedi doktor. ‘’Raporlar mı karışmış?’’ diye mırıldandı. ‘’Ben hemen geliyorum!’’  dedi. Birkaç dakika sonra geri döndü. ‘’Raporlar karışmış!’’ dedi. ‘’Anneniz sadece bayıldı.’’ ‘’Annemi görebilir miyim?’’ dedim. Heyecanlıydım ve boşuna değildi. Annem uyuyor gibi duruyordu. Onu öptüm. Gözlerini açtı. ‘’Selin?’’ diye sordu baygın bir sesle. ‘’Evet anneciğim benim!’’ dedim. O sırada babam içeri daldı. ‘’Hayatım!’’ diye ağlamaya başladı. Uzun uzun sarıldılar.

Doktor;

-Mutlu sonları severim.

-Ben de öyle dedim.

Bir cevap yazın